“Arkadaşlarım bütün gün işte başımdan neler geçtiğini sorduklarında vereceğim cevabı sonunda buldum. Gülümseyerek onlara bu kitabı uzatacağım.”

Bir meslek nedir? Sabahtan akşama kadar bombardımanı altında olduğumuz reklamların konusu olan şeyleri satın alabilmemizi sağlayacak, tahammül edilmesi gereken bir sıkıntı mıdır? Yaşadığımız hayattan ne kadar nefret ettiğimizi başkalarına acı çektirerek veya çektiğimiz acılardan zevk almasını öğrenerek unuttuğumuz bir rahatlama mekânı mıdır? “Üretken ve verimli bir birey olmak” için gidilen bir yerde geçirilen zaman mıdır? Verimli olmak! İnsan verimli falan olmak istemez. Tam aksine, insan sadece yaşamak, olmak ister. Bu arayışın cevabıdır. Arayışın arkasındaki soru hatırlandığında, doğru ve anlamlı bir cevaptır.

Eğer bir gün ‘cevap’ hangi sorunun cevabı olduğunu unutursa, kendi varlığının anlamını da, onu doğuran karanlığın özlemlerini de kaybeder. Oysa işte geçen zamanın ‘dünyada yürümek’ olduğunu bir hatırlayabilsek, her adımımızla bir tarih yazdığımızı da anlarız. Bu idrakin verdiği zevk, tartışma götürmez bir şekilde doğru yolda olduğumuzu gösterir. Bu idrak bize ne olduğumuzu hatırlatır.

Wallpaper_001_thumb

Aradan ne kadar uzun bir süre geçmiş. Bu kitaba niyetleneli üç, kitabı yazalı iki yıl olmuş. İşin başında önemsemediğim kitap bastırma işiyle, sırf bu kitabı raflarda görmek isteyen arkadaşlarımı memnun etmek için iki yıldan beri uğraşıyorum. Bahsedilen rafın herhangi bir raf olabileceğini düşündüğüm için, kitabı evin yanındaki basımevinde patırt diye bastırmış, hatta işin daha resmi durması için ISBN numarası bile almıştım. Daha sonra bunun fuzûlî bir çaba olduğunu anladık.

Yine benim için ilginç bir durum olarak, arkadaşlarım kitabı gerçekten birileri için yazdığımı düşünmüşlerdi. Aslında kitabı varlığıyla ilgili ciddi kuşkularım olan, hayali birisine yönelik olarak yazmıştım.  Ömrüm ilim irfan, şan şöhret, para pul veya cennet arzularıyla yanıp tutuşan insanlar arasında geçtiği için, bu hiç hoşlanmadığım kişilere benzemeyen, bir şey aramayan birisinin var olmayabileceğini baştan kabul ediyorum.

Yine de, bu satırları okurken bil ki “var olabiliriz.”

Photo-0006
Yaya kaldırımından adam gibi geçerek hepimizi utandıran bir köpek (Kadıköy).

Her ne kadar aksi kulağa hoş geliyorsa da, kitabın ismini ben bulmadım. Bir dönem Kadıköy’de gezerken ilginç duvar yazıları dikkatimi çekmişti. Kendilerini “yaban” olarak tanıtan bir grup ertesi gün üzerleri boyanarak silinen duvar yazılarına sabırla yenilerini ekliyorlardı. Benim de o zamanlar yeni bir hobim vardı: Gariplikleri kötü birer fotoğraflarını çekerek kayıt altına almak. Dolayısıyla, yaban grubunun pek çok duvar yazısının fotoğrafına sahibim. Ancak, en çok hoşuma gideni nedense çekmemişim. Belki de onu benim gariplikler müzesine dahil edersem bu hakaret etmek olur diye düşünmüşümdür. Daha sonra bu duvar yazılarına rastladığım sokaklarda ne kadar gezindiysem de bir daha onu göremedim. Bu lafı ilk defa düşünmüş olan tanımadığım arkadaşlarımın şanı yürüsün diye kitabın adı “Tek Yol Evrim!” oldu.

Wallpaper_Special_Edition_I_006_thumb

Ne yaparsak yapalım hata yapmaktan kurtulamayız. Ben de tipik bir bilgisayar mühendisiyim. Önüme koyduğum konu içindeki önemli kavramları ortaya çıkarır ve aralarındaki ilişkileri bulurum. Diğer bir deyişle, problemleri yeni sistemler geliştirerek çözerim veya daha doğru bir ifadeyle, problemlerin sistem geliştirilerek çözülebileceklerini varsayarım.

Bu düşünce ne kadar doğru olursa olsun, mesleki hayatım hep bunu engellemeye çalışan toplulukların bir parçası olarak geçti. İnsanların kendilerini önemsemeye başlar başlamaz her şeylerini nasıl da kolayca kaybedebildiklerini gördüm. Bu yüzden ne kendimi ne de yaptığım şeyleri önemsememem gerektiğini öğrendim. Bu kafama o kadar kazındı ki, her sabah kalktığımda günüme ne kadar aptal olduğumu düşünerek başlarım.

Demek istiyorum ki sevgili okur, sen de bu kitabı okurken feyz peşinde koşma. Kuşkusuz benden öğreneceklerin vardır, çünkü bu tipik bir hikâye değil. Ancak, senin de okurluk vazifeni yapabilmen için bu kitabı geride bırakabilmen gerekir.

Her çılgın projede olduğu gibi bu kitabın da arkasında birkaç arkadaş dışında kimse yok. Dolayısıyla her kitapseveri irrite edecek üç kusurumuz var:

Birincisi, muhtelemelen birkaçı geçmeyecek olsa da, hâlâ imlâ hatalarının olması. Onları bulan olursa haber versin. Artık bir şekilde kendimizi affettiririz ;o)

Bununla birlikte, bulacağınız şeylerin hepsi hata değil. En azından bana göre değil. Artık, Türk Dil Kurumu kusura bakmasın ama onların bazı düşüncelerini şiddetle reddediyorum.

İkincisi, kitabın gayet renkli, resimli bir kitap olacakken olamaması. Resimler hazır. Nerelere konabilecekleri belli. Ancak yorucu mizanpay problemleri yüzünden kapsamdan çıkarıldılar. Kim bilir? Belki yeni bir baskıda geri dönerler.

Sonuncusuysa, dipnotlar meselesi. Bazıları dipnot görünce öcü görmüş gibi kitabı yerine bırakabiliyor. Bizim dipnotları kitabın arkasına yollama nedenimizse yine mizanpaj problemleri. Yoksa ben de dipnotların sayfanın dibinde olmasını arzulardım. Kitap arkasına konulduklarında onları okuyan kaç kişi vardır?

Wallpaper_Mobile_008_thumbWallpaper_Mobile_008_yellow_2_thumbWallpaper_Mobile_008_green_thumb

“Tek Yol Evrim!” bir üçleme. Birinci kitap olan “Uyanış”, ait olduğu dünyanın sınırları içinde sorulamayan bir soruyu sorarak hayalle gerçeği birbirinden ayıran, uyanan, aydınlanan birisinin ayağa kalkışını anlatıyor.

Birinci kitabın sonunda kaldığımız yerden devam edecek olan “Prens”, aydınlanmış bir kişinin kaderini tekrar kendi ellerine almak için girmesi gereken savaşı nasıl kazanabileceğini konu alıyor.

Sonuncu kitap olan “Ardında Kalan”, yaşadığı mâcerâlar sonrasında aydınlanmış veya yoldan çıkmış birisinin ardında bırakabileceği izlerden bahsediyor.

avatar
Satın Al!
Panel 1

Bozkurt evrenin kendisini anlamaya çalışmasıdır.

Bozkurt ne kadar daha erken gelmeye çalıştıysa da altmışlı yılların ancak sonuna yetişebildi. Ancak aklı hep o yıllarda kaldı. En çok sevdiği müzikler, filmler ve hatta giyecekler hep o yıllardan kalma. Kendisi de o yıllardan kalma tabii.

Tüm kabiliyetlerini sıralamaya kalksak, bu kitabın sayfaları yetmeyeceği için kısa bir özgeçmişle yetinmek zorundayız. Üstün zekâsıyla her türlü güçlüğün üstesinden gelebilen Bozkurt, aynı zamanda karşı konulmaz çekiciliği ve dâhiyane mizah anlayışıyla kadınların rüyalarını süslemektedir. Hem aşkta hem de kumarda kazanmasıyla dikkatleri üzerinde toplayan Bozkurt’un kaybettiği Poker eli bilinmemektedir. Bununla birlikte, o da olsa olsa cömertliğinden olabilecek bir şekilde kazandığı oyunların ödüllerini toplamakta bir miktar yetersizlikten söz edebiliriz.

11907834_1035777473121356_8213840277846867925_o_crop
İnsanlarda hasara neden olduğu için suretini gizleyen Bozkurt

Çocukken tek etkilendiği kişi olan Leonardo da Vinci ne yapmışsa, Bozkurt da yapmıştır. Diğer çocuklar bilye oynarken kendisini bu tür daha ciddi alanlara yönlendirmiştir. Da Vinci mumdan heykel yapmıştır. Bozkurt da yapmıştır. Da Vinci kadavraları kesip biçmiştir. Bozkurt imkânsızlıklardan dolayı kasaplarda bulabildiklerini kesip biçmiştir. Da Vinci uçmayı denemiş ve başarısız olmuştur. Bozkurt da uçmayı denemiş ve aynı şekilde başarısız olmuştur.

Birkaç kez evden kaçarak hayatına yeni bir yön vermek isteyen Bozkurt her seferinde bu doğa yürüyüşlerinde topladığı örnekleri incelemek istediğinden eve dönmek zorunda kalmış, üstüne üstlük yakınlardaki bir ailenin beş kızına birden abayı yakınca kasabada bir süre daha yaşamaya karar vermiştir.

Mikroskopa çok baktığı için bir gün arabanın camındaki mikroskobik canlıları çıplak gözle görebildiğini, süper kahraman olduğunu düşünmüş, ancak sonunda astigmatizm teşhisiyle kendisine gözlük verilmiştir. Üstün genleri nedeniyle kısa zamanda astigmatizm kaybolmuş, hipermetropluğu önce miyopluğa çevrilmiş, sonra da doktorları hayretler içinde bırakacak şekilde gözlerinin bozukluğu tamamen düzelmiştir.

Lise yıllarında jüri üyelerine ne kadar katıldığı proje yarışmalarının amacının tatil yapmak ve kızlara sulanmak olduğunu açıkça ifâde etmişse de, bu ilgisizlik seviyesinde bile tüm rakiplerini geçmiş ve fizik alanında ödüllere lâyık görülmüş, gazetelere çıkmış ve insanları hüngür hüngür ağlatmıştır. Başarıları o kadar olağan görülmeye başlanmıştır ki, kazara başkalarının ödülleri de ona verilmiş ve buna ödüllerin gerçek sahipleri bile itiraz etmemişlerdir.

Bu insanüstü nitelikler insanlarda üstesinden gelemeyecekleri travmalara neden olmasın diye suretini gizleme yolunu seçmiş olan Bozkurt, kadınların başka türlü ulaşamayacakları bir mutluluğu da ne yazık ki ellerinden alarak kendini daha ulvî amaçlara yönlendirmiştir.

ibanez-jem-evo-chitara-electrica_2936_7_1341239035
Bozkurt’un gitarı

Her büyük şahsiyetin çocuklarının daha sonra mundar edildiği tespitine binaen Bozkurt genlerini geleceğe aktarmayı seçmemiştir, çocuksuz ve evsizdir. Bununla birlikte, peydahlanacak veletlerin ileride harçlık istemeyeceklerinin noter huzurunda garantisi verilirse, isteklinin sağlayacağı fotoğrafların durumuna göre romantik bir yemekte büyük şahsiyet Bozkurt’la bir araya gelme, yeni aşklara yelken açma imkânı bahşedilir.

Kendisinin bazen farkında olmayarak kolayca sergilediği insanüstü özellikleri yüzünden diğer insanlar üzerinde büyük tahribatlar ortaya çıkmıştır. Oysa defalarca hayranlarına onun çok kolay bir şekilde yaptıklarını denememelerini, başarısız olacaklarını ve morallerini boş yere bozacaklarını söylemiştir: “Arkadaşlar, bu gördüğünüz tamamıyla genetik olup, yapmanız mümkün değildir.”

En sık kullandığı ifâdeler arasında “fuck me dead”, “thank you jesus”, “pamuk eller cebe” ve “geçme namert köprüsünden” sayılabilir. Sevdiği şarkılar arasında Steve Roach’un The Dream Circle, Frank Zappa’nın Shut Up ‘n’ Play Yer Guitar, Richard Wagner’in Der Ring des Nibelungen ve Slayer’ın South of Heaven adlı albümleri sayılabilir. Sevdiği filmler arasında Adrian Lyne’ın 9 ½ Weeks, Ridley Scott’ın Blade Runner, Andrei Tarkovsky’nin Offret ve Neil Armfield’ın Candy adlı eserleri sayılabilir. Sevdiği kitaplar arasında Friedrich Wilhelm Nietzsche’nin Also Sprach Zarathustra, George Orwell’in 1984, Alan Moore’un Promethea ve Jaroslav Hašek’in Osudy dobrého vojáka Švejka za světové války adlı eserleri sayılabilir.

Grain1
Bozkurt’un hayat felsefesi

Sevdiği renk mor olan Bozkurt’un şanslı sayısı on üçtür ve esmerlerden hoşlanmaktadır. Yaz akşamları kumsalda yürümekten hoşlanmayan Bozkurt, soğuk gecelerde dağ evlerinin şömineleri önünde Scotch içmeyi ve hayvan postları üzerinde tantrik üstatlarını bile kıskandıracak bir performans sergileyerek sevişmeyi tercih eder.

Zoruna mı gitti gardaş?

avatar
Satın Al!
Panel 2

Konuş evrimci, dinliyorum.